Seattle Hareketi Kopenhag’da Büyüyor!
Naomi Klein / 12 Kasım 2009 / The Nation (http://www.thenation.com/doc/20091130/klein)
Önceki gün David Solnit ve Rebecca Solnit’in Seattle Muharebesinin Hikayesinin Muharebesi (The Battle of the Story of the Battle of Seattle) adlı kitabının ön-kopyası elime geçti. Kitabın çıkış tarihi, küresel bir sermaye karşıtı hareketi ateşleyen, Seattle’da Dünya Ticaret Örgütü zirvesini durduran aktivistlerin tarihi koalisyonunun onuncu yıldönümü olarak planlanmış.
Kitap gerçekten de Seattle’da gerçekten ne olduğunun heyecan verici bir öyküsünü sunuyor, öte yandan David Solnit’le konuştuğumda, bu zirvenin durdurulmasına önayak olan doğrudan-eylem gurusunun 1999’u hatırlamaktansa Kopenhag’da gerçekleştirilecek olan önümüzdeki Birleşmiş Milletler iklim değişikliği zirvesi ve 30 Kasım’da ABD çapında düzenlenecek olan “iklim adaleti” eylemleri hakkında konuşmakla daha çok ilgilendiğini farkettim. “Bu gerçekten Seattle-tipi bir an” dedi bana Solnit ve ekledi: “İnsanlar alaşağı etmeye hazır.”
Kopenhag mobilizasyonlarında kesinlikle bir Seattle kalitesi dikkat çekiyor: devasa çeşitlilikte grupların orada olacak olması; ortada olan farklı taktikler; ve gelişmekte olan ülke hükümetlerinin aktivist taleplerini zirveye taşıyacak olması. Buna rağmen Kopenhag, Seattle’ın bir tekrarı değil. Bunun yerine daha çok önceki dönemin güçlü yanlarından destek alan ama hatalarından da öğrenir şekilde bir hareket yaratılıyor, ilerici tektonik plakalar yer değiştirir gibi.
Medyanın “küreselleşme karşıtı” olarak duyurmakta ısrar ettiği harekete karşı en büyük eleştiri, bir çuval dolusu karşı çıktığı şey ve çok az somut alternatifi olmasıydı. Kopenhag’da biraraya gelecek olan hareket bunun tersine, tek bir konuyla ilgili – iklim değişikliği – ama bu durum, nedeniyle ilgili tutarlı temellendirmeyi ve aşağı yukarı gezegendeki herşeyi içeren çarelerini iç içe geçirmeye yarıyor. Bu temellendirmede, iklimimiz basitçe sadece kirleten birkaç parçacıktan dolayı değil kapitalizmin altında yatan, kısa vadeli kar ve herkesten fazla sürekli büyüme mantığı nedeniyle değişiyor. Hükümetlerimiz şimdi bizden bu aynı mantığın iklim krizini çözeceğine inanmamızı istiyorlar – “karbon” adında ticareti yapılan bir meta yaratarak ve orman ve tarım alanlarını kontrolden çıkmış salımlarımızı yutacak “yutaklar” haline getirerek.
Kopenhag’da iklim adaleti aktivistleri, karbon ticaretinin iklim krizini çözmekten çok uzak bir biçimde, atmosferin özelleştirilmesi ile offsetleri ve yutak alanlarıyla yeni bir kolonyal doğal kaynak koparma çabasına dönüşeceğini savunacaklar. Bu “piyasa-bazlı çözümler” sadece iklim krizini çözmekte başarısız olmayacak aynı zamanda dünyanın en fakir ve en hassas halkları iklim değişikliğinin öncelikli kurbanı – ve bu salım ticareti mekanizmalarının kobayı – olacağından fakirliği ve eşitsizliği de arttıracak.
Ama Kopenhag’daki aktivistler buna sadece basitçe hayır demeyecekler. Atak bir şekilde hem salımları düşüren hem de eşitsizliği azaltan çözümleri geliştirecekler. Alternatiflerin sonradan düşünülmüş gibi gözüktüğü daha önceki zirvelerden farklı olarak, Kopenhag’da alternatifler sahne alacak. Örneğin, doğrudan eylem koalisyonu İklim Adaleti Hareketi (Climate Justice Action) aktivistleri 16 Aralık günü kongre merkezine hücum etmeye çağırdı. Pek çoğu bunu birlikte hareket eden fakat henüz ne yapacağı tam olarak açıklanmamış yüzlerce eski bisikletin “dayanılmaz yeni direniş aletlerine” dönüşeceği “bisiklet bloğu”nun bir parçası olarak yapacak. Bu eylemin hedefi, Seattle-tipi bir şekilde zirveyi durdurmak değil, tam tersine açmak hem de “kendi gündemimizle, aşağıdan bir gündemle, iklim adaleti gündemiyle, yalan yanlış çözümlere karşı gerçek çözümleri konuşabileceğimiz bir alana dönüştürmek için yapılacak…. Bu bizim günümüz olacak.”
Aktivistlerin tarafından önerilen bazı çözümler yıllardır küresel adalet hareketinin başını çektiği bazı çözümlerle aynı: yerel, sürdürülebilir tarım, küçük, merkezileşmemiş enerji projeleri; yerli halkların toprak haklarına saygı; fosil yakıtların yerin altında kalması; yeşil teknolojiler üzerindeki korumacılığın gevşetilmesi; ve bu dönüşümlerin finansal transferlerin vergilendirilmesi ve dış borçların silinmesi yoluyla finanse edilmesi. Zengin ülkelerin fakir ülkelere “iklim borcu” tazminatı (“climate debt” reparations) ödemesi gibi bazı talepler ise yeni. Bunlar büyük hedefler fakat hepimiz hükümetlerimizin sıra elitleri kurtarmaya gelince bu tip kaynakları kullandığını gördük. Kopenhag öncesi bir sloganda denildiği gibi: “Eğer iklim bir banka olsaydı, kurtarılırdı” – piyasanın vahşetine bırakılmazdı.
Sağlam temellendirme ve alternatiflere yoğunlaşmaya ek olarak pek çok diğer değişiklik daha var: Bir konuşmadan daha fazlasını yapacak ama yıllanmış polise-karşı-göstericiler senaryosundan da fazlasının yapılması konusundaki gereksinimi gören, doğrudan eyleme daha akılcı bir yaklaşım. “Bizim eylemimiz bir sivil itaatsizlik eylemi” diyor 16 Aralık eylemi organizatörlerinden biri. “Yolumuza çıkan tüm fiziksel bariyerleri aşacağız fakat polis eğer durumu tırmandırırsa şiddetle cevap vermeyeceğiz.” (Bunu söylemekle beraber, iki haftalık zirvenin polisle siyah giyimli gençler arasında bir kaç kovalamacaya sahne olmamasının imkanı yok; neticede burası Avrupa.)
On yıl önce, Seattle durdurulduktan sonra New York Times’ta yayınlanan bir yorumda, küreselleşmenin radikal bir biçimde değişik bir şeklini savunan bir hareketin “ortaya çıkış partisi” yaptığını yazmıştım. Kopenhag’ın önemi ne olacak? Bu soruyu, Seattle’da olanlar hakkındaki tahmininin nihayetinde tuttuğunu No Logo’da alıntıladığım John Jordan’a sordum. Bana dedi ki: “Eğer Seattle hareketlerin hareketinin ortaya çıkış partisi olduysa, muhtemelen Kopenhag ergenliğimizin kutlaması olacak”.
Öte yandan, büyümenin sivil itaatsizlikten kaçınarak vakur toplantıların güvenli sularında yüzmek anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. “Umarım daha fazla itaatsiz olabilecek kadar büyümüşüzdür’ diyor Jordan ve ekliyor: “çünkü dünyamız üstündeki yaşam çok fazla sayıda itaatkar davranış yüzünden bitebilir.”
Çeviren: Ethemcan Turhan
Scridb filter


13. Kas, 2009 











Comments are closed.