<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>.. :: İklim için Gençlik :: ..</title>
	<atom:link href="http://www.iklimicingenclik.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iklimicingenclik.com</link>
	<description>Genclik, iklim icin buluşuyor!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Aug 2010 14:29:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Nobel ödüllü Elinor Ostrom&#8217;den dünyaya: &#8220;Küresel anlaşmayı bekleyecek vakit yok, yerelde harekete geçmek gerek&#8221;</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/nobel-odullu-elinor-ostromden-dunyaya-kuresel-anlasmaya-bekleyecek-vakit-yok-yerelde-harekete-gecmek-gerek/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/nobel-odullu-elinor-ostromden-dunyaya-kuresel-anlasmaya-bekleyecek-vakit-yok-yerelde-harekete-gecmek-gerek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 14:19:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ethemcan Turhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[Ortak alanlarımızın/varlıklarımızın (&#8220;the commons&#8221;) işbirliği ile sürdürülebilir kılınacağı konusu üzerinde çalışan ve bu çalışmalarıyla kapitalizmin bize dayattığı bireyselci &#8220;ortak olanların trajedisi&#8221; (Tragedy of the commons) argümanını çürüten Nobel Ekonomi ödüllü ilk kadın, Amerikalı ekonomist Elinor Ostrom, bu sene yayınladığı bir makale ile  iklim krizinin bizlere tepeden aşağıya harekete geçmektense farklı seviyelerde de-lokalize olmuş, küçük, otonom [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ortak alanlarımızın/varlıklarımızın (&#8220;the commons&#8221;) işbirliği ile sürdürülebilir kılınacağı konusu üzerinde çalışan ve bu çalışmalarıyla kapitalizmin bize dayattığı bireyselci &#8220;ortak olanların trajedisi&#8221; (Tragedy of the commons) argümanını çürüten Nobel Ekonomi ödüllü ilk kadın, Amerikalı ekonomist Elinor Ostrom, bu sene yayınladığı bir makale ile  iklim krizinin bizlere tepeden aşağıya harekete geçmektense farklı seviyelerde de-lokalize olmuş, küçük, otonom ve inisiyatif kullanabilir birimler halinde bu krize daha çabuk ve etkili cevaplar üretebileceğimizi söylüyor. Ostrom&#8217;a göre &#8220;küresel ısınman<a href="http://www.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2010/08/ostrom.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-573" src="http://www.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2010/08/ostrom.jpg" alt="" width="308" height="308" /></a>ın karmaşıklığını kabul etmek, bilim adamları arasında son zamanlarda varılan iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğu kanısını kabul etmek gibi, küresel seviyede etkin bir politikanın kurulacağı fikrinin anlamsızlığını farketmemizle sonuçlanacaktır. Bunun yerine kendimizin farkında olarak yerel seviyeden başlayarak farklı-seviyelerde bir yaklaşım benimsemek daha iyi olacaktır. Böyle bir yaklaşım farklı seviyelerde faydaların maksimize edilmesine yarayacak ve çeşitli düzeylerde uygulanan farklı politikalardan öğrenme ve bunları deneme fırsatı yaratacaktır. An itibariyla, iklim değişikliğini durdurmak için gerekli çabalar ana olarak küresel aktörler tarafından yürütülmektedir fakat uluslararası anlaşmaları beklemek değerli zamanımızı harcamaktır. Genelgeçer kabul bize kaynakları yönetmekte sadece iki yol olduğunu söyler: (1) özelleştirmek veya (2) devlet tarafından yönetilmesi. Bu görüş ilerlemeyi engellemektedir. Iklim değişikliğini uzun vadede engelleyebilmek için bireylerin, ailelerin, şirketlerin, toplulukların ve hükümetlerin çeşitli seviyelerde &#8211; özellikle de gelişmiş ülkelerde yaşayanların &#8211; günlük hayatlarının önemli ölçüde değişmesini gerektirir. Farklı seviyelerde eş zamanlı eyleme geçmek bu sorunu çözmek için önemli bir stratejidir.&#8221;</p>
<p>Iklim Icin Gençlik olarak bizlerde Ostrom&#8217;la aynı fikirdeyiz, harekete geçmek için ne COP&#8217;ları ne hükümetlere beklemeye ihtiyacımız yok, ihtiyacımız olan sosyo-politik dönüşüm yerelden küresele bizimle yayılacak.</p>
<p>Makalenin tamamını okumak için burayı tıklayın: <a href="http://www.thesolutionsjournal.com/node/565">http://www.thesolutionsjournal.com/node/565</a></p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/nobel-odullu-elinor-ostromden-dunyaya-kuresel-anlasmaya-bekleyecek-vakit-yok-yerelde-harekete-gecmek-gerek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müzakereler Asıl Şimdi Başlıyor!</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/muzakerler-asil-simdi-basliyor/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/muzakerler-asil-simdi-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 19:55:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gündoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=565</guid>
		<description><![CDATA[Müzakereler Asıl Şimdi Başlıyor! Gariptir, ülkecek mevsim normallerinin epey üstünde sıcaklıkların hüküm sürdüğü zamanlarda olsak da, gazete ve televizyonlarda iklim değişikliği ile ilgili kayda değer (hatta hiç) bir habere rastlamak mümkün değil. Tüm dünya alt üst oluyor (Pakistan, Çin ve şimdi de Almanya Polonya sınırındaki sel felaketleri, Afrika&#8217;daki kuraklık, masif buz kütlelerinin kopması, Moskova&#8217;daki orman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #800000;"><strong>Müzakereler Asıl Şimdi Başlıyor!</strong></span></p>
<p>Gariptir, ülkecek mevsim normallerinin epey üstünde sıcaklıkların hüküm sürdüğü zamanlarda olsak da, gazete ve televizyonlarda iklim değişikliği ile ilgili kayda değer (hatta hiç) bir habere rastlamak mümkün değil.</p>
<p>Tüm dünya alt üst oluyor (Pakistan, Çin ve şimdi de Almanya Polonya sınırındaki sel felaketleri, Afrika&#8217;daki kuraklık, masif buz kütlelerinin kopması, Moskova&#8217;daki orman yangınları, hortlamaya başlayan Kuzay Pasifik tayfunları&#8230;) ve uluslarası basın bu felaketlerin iklim değişikliği bağlantılı olup olmadığını tartışıyor. Bizim basın ne alemde? Sıcak mı çarptı?</p>
<p>Gezegen ısındıkça bu felaketlerin katlanarak artacağını söyleyen bilimsel raporları görmezden geleduralım, Bonn&#8217;da sona eren iklim müzakerelerinden hepimizi ilgilendiren bir sonuç çıktı. Bizimkiler haber maber yapmayacaklardır, dolayısı ile buyrun buradan okuyun:</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde sona eren ve Almanya&#8217;nın Bonn şehrinde gerçlekleştirilen UNFCCC (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) iklim müzakereleri, Bolivya&#8217;yı temsil eden Büyükelçi Pablo Solon&#8217;un verdiği müjdeli haberle sona erdi:</p>
<blockquote><p>Cochabamba sürecinin çıktıları artık müzakere metnine dahil oldu!</p></blockquote>
<p>Bu ne anlama geliyor? 20 – 22 Nisan tarihlerinde Bolivya Cochabamba&#8217;da gerçekleştirilen Dünya Halklarının İklim Değişikliği Konferansı, üzerinde uzlaşılan bazı öneriler ve prensipleri iklim değişikliği müzakere sürecine bambaşka bir bakış açısı ile sunmuştu. Bu öneriler arasında Kyoto Protokolü&#8217;ne taraf olan Ek.1 ülkelerine 2013-2017 yılları arasında karbon salımlarını 1990 seviyesine göre %50 azaltma yükümlülüğü getirilmesi,  küresel ortalama yüzey sıcaklığını 1°C&#8217;de ve atmosferdeki karbondioksit oranını 300ppm&#8217;de (milyonda paçacık) sabitleme hedefi, iklim borcu kavramı, yerli halkların hakları, iklim mültecilerinin, dünya ananın ve haklarının tanınması, karbon pazarlarının kapatılması, yine Ek.1 ülkelerinin yıllık gelirlerinin %6&#8242;lık bir kısmını iklim değişikliği ile mücadele fonuna aktarılması bulunmakta&#8230;</p>
<p>Elbette bu gelişme küçük bir zafer niteliğinde olmasına karşın daha yolun başında olduğumuz anlamına geliyor. Müzakere metni şimdi daha kalın, daha fazla parantezli fakat daha hırslı, daha yaşam odaklı, daha adil olmaya da aday.</p>
<p>Şimdi tüm bu önerilere sahip çıkma zamanı! Biz peşinde olacağız. Bakalım Türk müzakere delegasyonu kendisini nasıl konumlandıracak&#8230;</p>
<p><em>Arif Cem Gündoğan</em></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>Pablo Solon&#8217;un basın toplantısında yaptığı konuşmanın metni:</strong></span></p>
<p>We have come here to express our view in relation to this new round of negotiations here in Bonn. After five days, we feel that this is now beginning to be a party-driven process, and at the end of this week, we have a text that is a party-driven text. We have taken a step forward because now from a facilitating text, we have a negotiating text and all 192 parties recognize as its text. It has a lot of brackets… it has more pages, but now we can say that the vast majority of proposals of the countries are on the negotiating table. In China, we will begin a negotiation line by line, paragraph by paragraph.</p>
<p>From the perspective of the proposals of the World People’s Conference and Climate Change and the Rights of Mother Earth, we want to express that the vast majority of those proposals have been included in the negotiating text.</p>
<p>For example, the reduction of 50% of greenhouse gas emissions for the second period of the Kyoto Protocol from 2013-2017, the limit on the increase in temperature to 1 degree Celsius and 300ppm. Now in the new text, we have a reference not only to temperature but to parts per million of Co2.</p>
<p>Another very important improvement is to guarantee an equitable distribution of the atmospheric space taking into account climate debt, and to take into account also an equitable distribution of the remaining budget in relation to the population of developed and developing countries.</p>
<p>There is a clear proposal now to respect human rights in the operative part of the text, not in the preambular part only, and clear paragraphs in relation to Indigenous People’s rights and climate migrants’ rights. There is also the proposal in the text to recognize and defend Mother Earth’s rights in order to promote to harmony with nature.</p>
<p>Also the proposal of the development of a climate court of justice has been included in different parts of the text.</p>
<p>In relation to the proposal to not promote market mechanisms that develop offsets from developing countries in favor of developed countries – that also has been included.</p>
<p>There is now a clear reference in what is called REDD, which we think should be called Forest Related Actions. There are two options – one option is supported by those that want to have market mechanisms, and the other is the one expressed by Bolivia and the World People’s Conference on Climate Change and the Rights of Mother Earth, which is to move on without these kind of market mechanisms.</p>
<p>When it comes to financing, the proposal of Bolivia has also been included. We have said that it is necessary to use 6% of the GDP of developed countries to address climate change-related issues, and that has also been included.</p>
<p>When it comes to forests, the position of the World People’s Conference in regard that this should be done in an environmentally integrative way fully respectful of the rights of Indigenous Peoples is also there, and of course defending what we call real forests, and not trying to change forests into plantations.</p>
<p>So the main proposals of the World People’s Conference that took place from April 20th to 22nd in Bolivia are now in the text of negotiation.</p>
<p>4:30PM August 6, 2010, Bonn, Germany</p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/muzakerler-asil-simdi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kömür: Ucuz ve Kirli Yol</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/komur-ucuz-ve-kirli-yol/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/komur-ucuz-ve-kirli-yol/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 11:24:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gündoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ceviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=545</guid>
		<description><![CDATA[Kömür: İklim Değişikliğine Doğrudan Giden Ucuz ve Kirli Yol Kömürden elde edilen ucuz enerjiye bağımlı endüstrilerin çıkarlarının küresel baskınlığı iklim değişikliğini kaçınılmaz kılıyor. Bazen en önemli haberler şu anda olmayan şeylerin haberleridir. Bu yaz bizlere bu anlamda bir örnek sundu: Başkan Barack Obama tarafından şiddetle savunulan “İklim Değişikliği Yasası” Birleşik Devletler Senatosu&#8217;na sunulmayacak bile çünkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #993300;"><strong>Kömür: İklim Değişikliğine Doğrudan Giden Ucuz ve Kirli Yol</strong></span></p>
<p><em>Kömürden elde edilen ucuz enerjiye bağımlı endüstrilerin çıkarlarının küresel baskınlığı iklim değişikliğini kaçınılmaz kılıyor.</em></p>
<p>Bazen en önemli haberler şu anda olmayan şeylerin haberleridir. Bu yaz bizlere bu anlamda bir örnek sundu: Başkan Barack Obama tarafından şiddetle savunulan “İklim Değişikliği Yasası” Birleşik Devletler Senatosu&#8217;na sunulmayacak bile çünkü kabul edilme olasılığı yok denecek kadar az.</p>
<p>Bu durum, Birleşik Devletler&#8217;in Kyoto tecrübesini tekrarlıyor olduğu anlamına geliyor. Bundan tam 20 yıl önce 1990&#8242;da Birleşik Devletler karbondioksit salımlarında azaltımı hedefleyen küresel bir anlaşmayı nihai hedef olarak belirlemiş ilk küresel görüşmeye (en azından ilk safhasına&#8230;) iştirak etmişti. O zamanlar Avrupa Birliği ve Birleşik Devletler karbon salımlarında açık ara lider olduklarından, dünyanın kalkınan ekonomilerinin herhangi bir yükümlülük almaktan muaf tutulması fikri uygun görülmekteydi. Zaman geçtikçe Senatodaki muhalefetten dolayı  Birleşik Devletler&#8217;in yükümlülüklerini yerine getirmeyeceği anlaşıldı. Avrupa Birliği ise kendi başına buyruk bir şekilde Avrupa Salım Ticaret Sistemi&#8217;ni (EETS) uygulamaya sokarak bir anlamda örnek teşkil etmeyi amaçladı.</p>
<p>Amerika&#8217;nın İklim Değişikliği Paketi olmadan, Birleşik Devletler yönetiminin Kopenhag Zirvesi&#8217;nden sadece 7 ay önce verdiği sözleri tamamen değersiz hale geldi. Avrupa statejisi ise sadece transatlantik cephe karşısında değil cümle aleme karşı paramparça haldeydi.</p>
<p>Çin&#8217;in, ekonomisindeki karbondioksit verimliliğini her yıl %3 arttırma taahhütü ise hiçbir şekilde etkili olamazdı çünkü yıllık GSMH büyüme oranı %10&#8242;a yakın olan ülkenin salımlarının çoşacağına dair hiçkimsenin şüphesi yok. Pek tabii Çin&#8217;in, 2020 yılı itibari ile AB&#8217;nin toplam salım miktarını 3&#8242;e katlayacak ve hatta Birleşik Devletler ve AB&#8217;nin toplamlarını geçecek olduğunu belirtmek gerek. Yani, yükselen pazarları herhangi bir yükümlülük alma konusunda muaf tutan Kyoto Protokolü&#8217;nin artık işe yaramıyor.</p>
<p>Neden küresel karbon salımlarına bir bedel biçme girişimleri sürekli başarısız oluyor? Bunun cevabı tek bir kelimede gizli: kömür – ya da açıkça kömürün ucuz ve bol bulunur olması gerçeğinde&#8230;</p>
<p>Hidrokarbonları yakmak (doğal gaz ve petrol) hem su hem de karbondioksitin ortaya çıkmasına yol açar. Ancak kömürü yakarsanız sadece karbondioksit açığa çıkar. Dahası, doğalgazla veya ham petrolle kıyaslandığı zaman kömür salınan ton başına karbondiksit açısından çok daha ucuzdur. Bu durum karbona koyulan her verginin kömür üzerinde daha çok etki yarattığı anlamına gelmektedir. Kömür madeni sahipleri ve müşterileri bu yüzden dolayı karbona dair herhangi bir vergi uygulamasına şiddetle karşı çıkarlar. Küçük ancak çok iyi organize olmuş bu grubun karbondioksit salımlarına bedel biçilmesine dair tüm girişimleri (Örneğin Birleşik Devletler Salım Ticaret Sistemi -Cap and Trade- ) engellemek yönünde çok güçlü bir lobileri ve nüfuz güçleri olduğunu belirtmek gerekli bu noktada.</p>
<p>Avrupa&#8217;da, yerel kömür üretimi artık önemli bir ekonomik rol oynamamakta. Durum böyle olunca,  AB endüstrisinin neredeyse tamamına karbon bedeli dayatacak böylesine bir salım ticaret sistemini canlandırması çok büyük süpriz olmadı. Pek tabii, vergilerin çoğunluğu dış kömür tedarikçilerine yük bindirecek gibi gözüküyor. Buna karşın ekonomileri büyük oranda kömür üretimine dayalı eyaletlerindeki yoğun muhalefet, Obama&#8217;mın İklim Değişikliği Yasası&#8217;nın kaderini belirleyen yegane etken oldu.</p>
<p>ABD&#8217;de olup bitenlerin etki alanı oldukça geniş. Eğer zengin bir ekonomide ılımlı bir karbon vergisinin bile dayatılmasının imkansızlığı kanıtlanırsa, ABD&#8217;ye göre daha fakir ve yerel kömüre daha bağımlı kalacak Çin&#8217;in de herhangi bir yükümlülük almayacağı kesinleşir. Ve Çin&#8217;den sonra Hindistan da, kömür bazlı endüstriyel bir süper güç olarak karşımıza çıkar.</p>
<p>ABD&#8217;nin ciddi bir yükümlülük almaması durumu, binbir uğraşla ulaşılan Kopenhag Uzlaşısı&#8217;nı da anlamsız hale getirdi. İklim değişikliği diplomasisi ve onun artık büyük bir sirk haline gelmiş uluslararası toplantıları muhtemelen aynı şekilde devam edecek, tabii salımlardaki hızlı artışlar da!</p>
<p>Toplantıların asıl amacı dünya liderlerinin çözüm üzerinde hala çalışıyorlar olduğu imajını yaratmak. Fakat artan karbondioksit salımları gerçekte neler olduğunu açığa vuruyor: yükselen pazarlardaki hızlı endüstrileşme gittikçe kömüre dayalı hale gelmekte. Bu durum, kötü gidişatın tersine çevrilmesini imkansız bir hale getiriyor.</p>
<p>Ulus devletlerden oluşan ve bu durum sonucunda bazı özel çıkar grupları tarafından kontrol edilen bir gezegende problemin çözümü çok zor gözükmekte. Malesef halen gezegeni önümüzdeki yüzyıl sonuna dek çok daha sıcak hale getirmeye yetecek kadar çok miktarda ucuz kömürümüz mevcut. Kesin olmayan tek şey ise ne kadar sıcak olacağı konusu.</p>
<p>Küresel düzeyde kararlılık, muhtemelen iklim değişikliğinin bilimsel bir tahmin olmaktan çıktığı ve insanlar tarafından hissedildiği bir zamanda mümkün olabilecek. Fakat şu an bulunduğumuz noktada, onyıllar boyu süren aşırı karbon salımlarının yarattığı etkileri azaltmak için artık çok geç. İklim değişikliğini önlemekte yetersiz olan bir dünyanın onun etkileri ile yaşamak zorunda.</p>
<p>Daniel Gros, Direktör, Avrupa Politikaları Çalışmaları Merkezi (CEPS)<br />
Kaynak: The Guardian, 06.08.2010<br />
Fotoğraf: Stephen Giardina / Alamy</p>
<p><strong>Çeviri:</strong> <em>Arif Cem Gündoğan</em></p>
<p><strong>Çevirenin notları:</strong></p>
<p>Bu yazıyı neden çevirdim? Çünkü CEPS &#8220;saygın&#8221; bir düşünce kuruluşu ve yöneticisinin iklim değişikliği ve bağlantılı konular hakkındaki düşüncelerini bilmek, neyle karşı karşıya olduğumuzu ve bununla nasıl mücadele edileceğini düşünmemiz açısından önemli. Tabii ki bazı konularda haklılık payı var. Tamamen yanlış şeyler söylemiyor. Ama biz biz olalım, kritik açıdan bakmaya devam edelim.</p>
<p>1- Karbon ticaret sistemlerinin işe yarayıp yaramadığı konusu sürekli tartışılan bir konu. Gerçek şu ki, bu sistemler salımlarda bir düşüşe yol açmaktan ziyade çoğu zaman artışlara yol açıyor ve bunun yanı sıra özellikle amazon bölgesindeki ormanlık alanların hızlı tahribatında büyük rol oynuyor. Konu ile ilgili ayrıntılı bir yayın için: <a href="http://www.tni.org/carbon-trade-fails" target="_blank">Carbon Trade: How it works, why it fails</a></p>
<p>2- Kyoto Protokolü&#8217;nün 1. taahhüt döneminde kalkınmakta olan ülkelerinin yükümlülük almak gibi bir zorunluluğu yoktu. Ancak yazar bu dönemin 2012 itibari ile yeni bir safhaya gireceğini kasıtlı olarak görmezden gelmiş olmalı ki Kyoto Protokolü&#8217;nün sonunun geldiğinden ve işlevsizliğinden dem vurmuş. Ayrıca konuya tarihsel sorumluluk perspektifinden bakmadığı da savunulabilir bir tespit: &#8220;Ben kirlettim ama herkes ödesin!&#8221;</p>
<p>3- Yazarın &#8220;binbir uğraşla oluşturulan Kopenhag Uzlaşısı&#8221; cümlesi göz önüne alınırsa, kendisinin bu uzlaşının kapalı kapılar ardında, zirveden çok önce, ve belli ülkeler tarafından (ABD, AB, ve BASIC grubu) oluşturulmuş ve diğerlerine dayatılan bir metin olduğundan haberi olmadığı anlaşılıyor. (Ya da buna görmezden gelmek mi demeliyiz?!)</p>
<p>4- &#8220;Küresel düzeyde kararlılık muhtemelen iklim değişikliğinin bilimsel bir tahmin olmaktan çıktığı ve insanlar tarafından hissedildiği bir zamanda mümkün olabilecek.&#8221; Yakın zamanda Pakistan&#8217;da ve Çin&#8217;de gelmiş geçmiş en kötü sel felaketlerinde ölen binlerce kişi sanıyoruz yazar için insan kategorisine girmiyor&#8230; BM rakamlarına göre her yıl en az 300.000 kişi iklim değişikliği bağlantılı &#8220;doğal&#8221; felaketler yüzünden hayatını kaybediyor. Burada adı bahsi geçen hisli &#8220;insanlar&#8221;, yanlızca kalkınmış ülkelerdekilerden ibaret sanıyorum.</p>
<p>5- Yazar, pek çok gelişmiş (namı diğer kalkınmış) ülke söylemini sahipleniyor ve azaltım&#8217;ı (mitigation) es geçip uyum&#8217;a (adaptation) doğru seyirtiyor. Oysa bizler ve gezegen ana en iyi (ama şansa bakın ki kısa vadede en pahalı) uyum yönteminin azaltım olduğunu çok iyi biliyoruz! Aslına bakarsanız azaltım konusunda acilen radikal açılımlar yapılmazsa sonuç hiç açıcı olmayacak.</p>
<p>Kıssadan hisse: mücadele edilmesi gereken tek şey iklim değişikliği değil anlacağınız&#8230; Çok çalışmamız lazım, çok!</p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/08/komur-ucuz-ve-kirli-yol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu Yıllar vs&#8230;</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/07/mutlu-yillar-vs/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/07/mutlu-yillar-vs/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2010 10:45:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Webmaster</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=540</guid>
		<description><![CDATA[Bundan tam 1 yıl önce başlayan maceramız tüm hızıyla devam ediyor! İklim için Gençlik Girişimi, Türkiye&#8217;nin iklim değişikliği ile mücadele etmesi için gereken doğru dürüst politikalar üretmesi için bir baskı unsuru olmanın yanı sıra, bu politika üretim sürecinde geleceğin ve şimdinin gerçek sahipleri olan gençlerin de yer almasını savunmakta. Sonuçlara değil, gerçek soruna işaret etmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan tam 1 yıl önce başlayan maceramız tüm hızıyla devam ediyor!</p>
<p>İklim için Gençlik Girişimi, Türkiye&#8217;nin iklim değişikliği ile mücadele etmesi için gereken doğru dürüst politikalar üretmesi için bir baskı unsuru olmanın yanı sıra, bu politika üretim sürecinde geleceğin ve şimdinin gerçek sahipleri olan gençlerin de yer almasını savunmakta.</p>
<blockquote><p><em>Sonuçlara değil, gerçek soruna işaret etmeye ve çözüm üretmeye çalışıyoruz, çalışacağız. Sen de bize katıl, berbaber yapalım.</em></p></blockquote>
<p>Gezegenin bizlere ve başka bir düşünce tarzına ihtiyacı var!</p>
<p>İklim için Gençlik</p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/07/mutlu-yillar-vs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kopenhag&#8217;dan Cancun&#8217;a!</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/07/558/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/07/558/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 12:08:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gündoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=558</guid>
		<description><![CDATA[Kopenhag’dan Cancun’a! Aralık 2009’daki iklim zirvesi öncesi filizlenen ve COP15 Kopenhag’da vücuda gelen iklim adaleti hareketleri bir yandan hızla büyüyor, diğer yandan COP16 Cancun’a doğru gezegenin ihtiyaç duyduğu bilimsel verilere dayalı, hukuken bağlayıcı ve adil bir küresel anlaşma için durmaksızın çalışıyor. Haziran ayının sonunda bir gece vakti donuma kadar sırılsıklam bir saçağın altına sinmişsem bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #993300;"><strong>Kopenhag’dan Cancun’a!</strong></span></p>
<p><em>Aralık 2009’daki iklim zirvesi öncesi filizlenen ve COP15 Kopenhag’da vücuda gelen iklim adaleti hareketleri bir yandan hızla büyüyor, diğer yandan COP16 Cancun’a doğru gezegenin ihtiyaç duyduğu bilimsel verilere dayalı, hukuken bağlayıcı ve adil bir küresel anlaşma için durmaksızın çalışıyor.</em></p>
<p>Haziran ayının sonunda bir gece vakti donuma kadar sırılsıklam bir saçağın altına sinmişsem bir sebebi var: sel mağduruyum ben ve bunu kaderle ilgisi olduğunu hiç sanmıyorum. 10 yıldır başkentte yaşıyorum ve bu mevsimde buna benzer bir yağışa hiç rastlamamıştım. Yalnızca Ankara sakinleri değil, İzmir, Kocaeli, Denizli gibi illerdeki ve hatta Çin, Brezilya ve Fransa gibi ülkelerdeki bazı şehirlerin sakinleri de benzer manzaralarla karşılaşmamışlardır muhtemelen. Şimdi bu sakinlerden bazıları ömür boyu sakin kalacaklar zira sel suları ile hayatlarını kaybetmiş durumdalar. Ölenlere Allahtan rahmet, yakınlarına ise başsağlığının yanı sıra acilen iklim adaleti diliyorum.</p>
<p>İklim değişikliği şüphecileri için kaçacak deliklerin sayısı gün ve gün azalıyor, çünkü değişikliğin etkilerini dünyanın hemen her yerinde görebiliyoruz. Araştırmalara göre, iklim değişikliği kaynaklı felaketler sonucu yıllık 128 milyar dolarlık ekonomik kayıp meydana geliyor ve bu kaybın meydana gelen bu felaketler sonucu hayatını kaybeden yaklaşık 300000 (yazı ile -üçyüzbin-) insanın yanında lafı bile edilemez. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre şu ana kadar yaklaşık 350 milyon kişinin doğrudan veya dolaylı etkilendiği ve 2030’da bunun iki katı kadar insanın (diğer canlılardan ve ekosistemlerden bahsetmiyorum bile) etkileri ile yüzleşeceği “iklim değişikliği” acı bir gerçek. Evet, insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük problemi ile karşı karşıyayız ve bu felaket yalnızca çevresel bir felaket olmanın çok ötesinde. Evet, değişikliğin sebebi çok büyük oranda insan kaynaklı faaliyetler nedeni ile atmosfere saldığımız sera gazları. Ve çok şükür evet, gereken önlemleri almamız için çok az da olsa vaktimiz ve imkânımız var. Ama garip ve ters giden bir şeyler oluyor sanki…</p>
<p>1992 yılında Brezilya’nın Rio şehrinde düzenlenen “Dünya Zirvesi” tarihi bir olaya sahne oldu çünkü politikacılar iklim değişikliğinde insan kaynaklı faaliyetlerin büyük bir payı olduğunu kabul eden ve bunu azaltmaya yönelik faaliyetlerde bulunacaklarını taahhüt eden bir dokümana imza attılar: Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC). Bu dokümanın önemi, gelişmiş ülkelerin prensipte bu problemdeki paylarının gelişmekte ve gelişmemiş ülkelere oranla çok büyük olduğunu kabul etmelerinde yatıyordu. Tabii 1990’lı yılların başında, dünyada meydana gelen çoğu doğal afetin iklim değişikliği ile bağlantısı bilimsel olarak doğrulanmamıştı ve iklim değişikliğinden en çok etkilenen (ve bunda en az suçu olan) ülkelerde bir farkındalık olmadığı için, zengin ülkeler ödemesi gereken bedellerin belki de tam olarak farkında olmadan bu dokümana imzayı basmışlardı. Geçen yıllar ve yayınlanan bilimsel bulgular büyük resmi daha bir ortaya koyuyordu: felaketten en çok sorumlu olanlar gelişmiş ülkelerdi ve bundan en çabuk, en ağır etkilenecekler ise diğerleri… Acilen harekete geçilmesi gerekliydi, bunu yapabilecek kapasiteye sahiptik, gereken yalnızca toplumsal destek ve politik irade idi. Bu iradeyi ortaya koyabilmek ve soruna küresel anlamda bir çözüm bulabilmek için müzakereler Birleşmiş Milletler çatısı altında başladı.</p>
<p>Çoğumuzun kulağının aşina olduğu meşhur Kyoto Protokolü, 3. Taraflar Konferansı’nda (COP3) yukarıda bahsedilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ek olarak somut sera gazı azatlım hedefleri ile 1997’de imzaya sunuldu. İmzacıların pek azı hedeflerine ulaşabildiler, pek çoğu ise türlü bahaneler üretti, protokolü baltalamaya çalıştı. O günden bu yana müzakerelerde bir ileri iki geri gidildi. Politik arenada bunlar vuku bulurken, bu böyle gitmez diyen, gezegenine sahip çıkan bir kitle seslerini gittikçe arttırıyor, politikacıları somut adımlar atmaları için uyarıyorlardı.</p>
<p>2007 yılının Aralık ayına geldiğimizde Endonezya, Bali’de gerçekleşen 13. Taraflar Konferansı (COP13), uluslar arası sivil toplumun baskısı ve ortaya çıkan yeni bulguların da baskısı ile Kyoto Protokolü’nün 2012 sonrasında başlayacak 2. Yükümlülük Periyodunu tartışmaya açan müzakerecilere ev sahipliği yaptı. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin ısrarları sonucu kabul edilen Bali Eylem Planı, 2009’un aralık ayında Kopenhag’da gerçekleştirilecek bir sonraki toplantıda hukuken bağlayıcı, adil ve bilimsel verilere dayalı hedeflerin koyulacağı bir anlaşmaya giden yolları hazırlamak için bir çalışma planı niteliğindeydi. Tüm dünyanın gözleri bu saatten sonra Kopenhag’a, COP15’e çevrilmişti.</p>
<p>Tam da bu süreçte filizlenen yerel, ulusal, uluslar arası iklim adaleti hareketleri, sorunu yalnızca çevresel değil diğer boyutları ile de ele alıyor ve davalarını adalet ekseni üzerine oturtuyorlardı. İklim değişikliğinin yalnızca büyük problemin sonuçlarından birisi olduğunu savunuyorlar ve asıl problemin sistemde olduğuna vurgu yapıyorlardı. Neredeyse eş zamanlı bir şekilde, zengin fakir ayrımı olmadan hemen her ülkede ortaya çıkan bu örgütlenmelerin birbirlerini bulmaları ve ortak çalışmaya başlamaları teknolojinin de etkisi ile çok kısa süre aldı. Ortak hedef, yaşanabilir bir gezegene giden yolu açacak adil, bilimsel ve hukuken bağlayıcı uluslararası anlaşmaya imzaları attırmak ve sürecin takipçisi olmaktı. Gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumlulukları doğrultusunda daha fazla çaba göstermesini bekleyen sivil toplum, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin sürdürülebilir ve fosil yakıt tabanlı olmayan ekonomilere geçişini mümkün olduğunca kolaylaştırmak adına gerekecek finansmanın ve teknoloji transferinin sağlanmasın da gelişmiş ülkelerin bir sorumluluğu olduğunu durmadan tüm dünyaya hatırlattı. Bu hareketler, gezegene ve hepimize nefes aldırıyordu, umut veriyordu.</p>
<p>Aralık 2009’da gelindiğinde Kopenhag’daki 15. Taraflar Toplantısı tam bir Hopenhag’a (umut dolu bir toplantı) dönüşmüştü. Ancak Kopenhag’daki olumlu havayı ve beklentileri baltalayacak her ayrıntı düşünülmüştü: bir türlü ilerleme sağlanamayan Bali Eylem Planı, petrol ve kömür şirketleri başta olmak üzere hemen her sektörden gelen lobiciler, karbon marketleri ve çeşit çeşit pazarlanabilir mekanizmayı (havanın bedava olduğunu da -Orhan Veli hariç- kim söyledi?) çözüm olarak önümüze sunan özel sektör dâhileri… 2 hafta sonunda akıllarda kalan sahneler, bundan sonra olacakların alameti farikasıydı sanki. Tuvalu gibi küçük ama canından başka verecek başka bir şeyi kalmayan ülkelerin “sessizce ölmeyeceğiz” demeçleri, yeryüzünün gördüğü en büyük ve en katılımcı iklim değişikliği eylemi, iklimi değil sistemi değiştirelim diyebilecek cesaretteki liderlerin probleme adalet temelli yaklaşımları, aynı zırvaları yıllardır atıp tutan yutturmaya çalışan diğerlerinin sivil toplumun duruşu karşısındaki acizliği… Türkiye heyetinin de en son kategoride hafızalarda yer ettiğini söylememin, aklı başında ve ilgili gelişmeleri az çok takip eden birisi tarafından garip karşılanmayacağına eminim.</p>
<p>Kopenhag’daki tek somut çıktı, toplantının son saatlerinde kapalı kapılar ardında zengin ülkeler tarafından hazırlanmış olduğuna şüphe olmayan bir belge (nam-ı diğer Kopenhag Uzlaşısı) oldu. Bu belge, yeni bir yükümlülük getirmediği ve bağlayıcı olmadığı gibi, tüm taahhütleri gönüllü hale getirerek şu ana kadar elde edilmiş tüm olumlu gelişmelerin köküne kibrit suyu sıkıyordu. Küresel ortalama sıcaklık artışını 2 derecede sabitlemeyi kendisine hedef seçen fakat bu hedefe nasıl ulaşacağını tamamen tanrının merhametine bırakan bu metin, hiçbir şey vaat etmiyor ve bunu her birimiz biliyoruz. Bizim için asıl önemli olan Kopenhag’dan doğan iklim adaleti güneşi! Küresel anlamda hiçbir zaman bu kadar insan bu probleme ve ardında yatan sebeplere bu kadar dikkat kesilmemişti. Sorunun hâlihazırdaki sistem içerisinde çözülemeyeceğinin farkına hiçbir zaman bunca insan varmamıştı. Sebep olmadıkları bir problemin sonuçları yüzünden her yıl ölen 300000 insan, bundan çok daha fazla canlı türü ve yok olan ekosistemler için kol kola giren bu hareketler, adeta bir örgü gibi ilmik ilmik birleşiyorlar, çoğalıyorlar. Asıl umut burada. Politikacıların beceremediği yerden halklar sorunları devralmaya başladı. Laf değil, eylem içerisindeler. Kendilerine yeni liderler buluyorlar, yaratıyorlar, karşılarında duranları deviriyorlar. Geleceğimize sahip çıkıyorlar, ve bizden de bu sorumluluğu bekliyorlar. Geç olmadan…</p>
<p>Dünya ana ile ilişkilerimizi gözden geçirmemiz bir zorunluluk. Bir sistem sorununun sonuçları ile yüzleşiyoruz. Ekonomik sistemimiz ve üretim döngülerimiz (döngü?) sürdürülebilir değil. Gelecek kuşaklardan çaldıkça sefilleşiyoruz. Bolivya Başkanı Evo Morales’in Nisan 2010’da Cochabamba şehrinde gerçekleşen “Dünya Halklarının İklim Konferansı” açılışında söylediklerini hatırlayalım:  “Dünyadaki tüm sosyal hareketleri, bilim adamlarını, akademisyenleri, avukatları ve hükümetleri Cochabamba’ya yeni ve başka türlü bir iklim zirvesine davet etmemin ardında yatan sebep, çaresizlik hissiyatına karşı bir ayaklanma çağrısı ve hayatta kalma hakkına temel oluşturacak bir güç tabanı yaratma çabasıdır!”.</p>
<p>Evet, sözü edilen bu güç tabanı tüm dünyadan insanların vicdanlarından doğdu, Kopenhag’daki umutsuzluğu umuda çevirdi, Cochabamba’da perçinlendi ve milyonları etkisi altına aldı, şimdi de Cancun’a doğru ilerliyor. Yolda önüne ne engel çıkarsa (lobiciler, iradesiz politikacılar, karbon pazarları gibi sahte çözümler, inkârcı cahiller vs…) verecek bir cevabı, yerine koyacak bir çözüm önerisi olan bu hareketler, insanlığın onurunu kurtarıcısı olabilir. Umut? Var. İmkân? Var. O halde? Size sormalı, durmayın da safları sıklaştıralım!</p>
<p>Türkiye’de durumlar ne alemde? Yükselen bir farkındalık, büyüyen hareketler mevcut. Ancak dahası lazım. Temmuz 2010’da İstanbul’da gerçekleştirilecek Avrupa Sosyal Forumu bunları tartışma ve güçleri birleştirme yeri olmaya çok müsait. İklim için Gençlik orada olacak. Cochabamba Zirvesi ile ulusal düzeyde ne başarıldı ise, Meksika, Cancun’da düzenlenecek sıradaki Birleşmiş Milletler iklim toplantısı öncesinde dünyayı iklim gündemini oluşturmaya davet ederek başarıyı küresel düzeye taşımak isteyen bu hareketlerden birisi olan İklim için Gençlik, Türkiye’nin tüm bu süreçteki takipçisi, bekçisi, eylemcisi olmaktan, yerel ve uluslar arası dayanışmaya katkı koymaktan dolayı gururlu. Ben de gecenin bu saatinde sırılsıklam dönebildiğim evimde bu yazıyı yazarken bir İklim için Gençlik üyesi olduğum için…</p>
<p>Arif Cem Gündoğan</p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/07/558/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alt Tarafı Dünyanın Sonu!</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/alt-tarafi-dunyanin-sonu-2/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/alt-tarafi-dunyanin-sonu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 17:37:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gündoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=530</guid>
		<description><![CDATA[(İklim için Gençlik tarafından Temmuz 2010&#8242;da İstanbul&#8217;da düzenlenecek Avrupa Sosyal Forumu için hazırlanan yayına burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.) Neden Alt Tarafı&#8230;? Eriyen buzullar. Kesildiğinde büyük bir gürültüyle devrilen ağaçlar. Mutsuz kutup ayıları ve pandalar. Gezegen hakkında en sık gördüğümüz, zaman içinde kayıtsızca kanıksadığımız sahneler. Bilim insanları kıyamet senaryoları geliştiriyor, ve adeta bir geri sayım tutar gibi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(<em>İklim için Gençlik</em> tarafından Temmuz 2010&#8242;da İstanbul&#8217;da düzenlenecek <em>Avrupa Sosyal Forumu</em> için hazırlanan yayına <strong><a href="http://www.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2010/06/ATDS.pdf" target="_blank">burayı tıklayarak</a></strong> ulaşabilirsiniz.)</p>
<p><strong><span style="color: #993300;">Neden Alt Tarafı&#8230;? </span></strong></p>
<p>Eriyen buzullar. Kesildiğinde büyük bir gürültüyle devrilen ağaçlar. Mutsuz<br />
kutup ayıları ve pandalar. Gezegen hakkında en sık gördüğümüz, zaman içinde kayıtsızca kanıksadığımız sahneler. Bilim insanları kıyamet senaryoları geliştiriyor, ve adeta bir geri sayım tutar gibi, ne kadar vaktimiz kaldığını hesaplıyorlar. Bizlerse kuruntusuzca, <strong>“alt tarafı dünyanın sonu”</strong> dercesine, tepkisiz hayatlarımıza devam ediyoruz.</p>
<p>Bizce bu tabloda bir yanlışlık yok, çünkü biliyoruz ki korku nadiren özgürleştirir. Liderlerin ve televizyonların felaket tellallığı, ‘Nobel ödüllü’ PowerPoint sunumları, ve vaktinizden çok kredi kartlarınızla ilgilenen STK’lar&#8230; Hepsi de endişeleri itaat ve uysallığa dönüştürüyor, itiraz ve isyana değil.</p>
<p>Bizler ne bireylerin umursamazlığından yakınacağız, ne de yaşanmakta olan yıkımın, yaşamın krizinin boyutlarından sözedeceğiz. Çünkü aslında daha iyi bir yarın kurmak için felaketin kapıya dayanması gerekmiyor. Tarihin fırtınasında sahneye çıkıyoruz, ve istediğimiz değişimleri gerçekleştirmek için harekete geçtik bile; <strong>“çoktandır beklediğimiz kişiler, bizleriz.”</strong></p>
<p>Karşı karşıya olduğumuz, aslında dünyanın sonu değil, alt tarafı ‘bu’ dünyanın sonu. Başka bir dünya ise, yalnızca mümkün değil —<strong>yola koyuldu bile! </strong></p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/alt-tarafi-dunyanin-sonu-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açık Çağrı: Avrupa Sosyal Forumu Nedeniyle Yayındayız</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/asf/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/asf/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 13:10:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ethemcan Turhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/alt-tarafi-dunyanin-sonu/</guid>
		<description><![CDATA[Kopenhag fatihi, minyonların
sevgilisi, zeki, çevik ve ahlaklı çete
İklim İçin Gençlik’ten karşı
konulmaz teklif! İstanbul’da
düzenlenen Avrupa Sosyal
Forumu’nda dağıtılacak bir yayın
hazırlıyoruz. “Alt Tarafı
Dünyanın Sonu” konu başlığı
çevresinde, bu konseptle ilgili aklına ne geliyorsa, 500 kelimeyi aşmayacak şekilde katılımını bekliyoruz.
Hemen işe koyulsan iyi olur çünkü
zaman kısıtlı; 20 Haziran’a ilk
taslak, 25 Haziran’a son teslim.
İletişim: selj@iklimicingenclik.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><a href="http://www.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2010/06/atds1.png"><img class="aligncenter size-large wp-image-524" src="http://www.iklimicingenclik.com/wp-content/uploads/2010/06/atds1-724x1024.png" alt="" width="579" height="819" /></a></p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/asf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kopenhag Uzlaşısı: Tam bir felaket!</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/kopenhag-uzlasisi-tam-bir-felaket/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/kopenhag-uzlasisi-tam-bir-felaket/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 12:46:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gündoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında geçtiğimiz aralık ayında Kopenhag, Danimarka&#8217;da gerçekleştirilen 15. Taraflar Konferansı&#8217;nın (COP15) son günü son dakika golü olarak &#8220;dikkate alınan&#8221; uzlaşı metni aslında ne demek istiyor? Eğer metin kabul edilirse neler olabilir? Yapılan son araştırmalara kulak verelim: Son sürat uçuruma gidiyoruz ve tam uçurumun kenarında frene basıp durmayı ümit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında geçtiğimiz aralık ayında Kopenhag, Danimarka&#8217;da gerçekleştirilen 15. Taraflar Konferansı&#8217;nın (COP15) son günü son dakika golü olarak &#8220;dikkate alınan&#8221; uzlaşı metni aslında ne demek istiyor? Eğer metin kabul edilirse neler olabilir? Yapılan son araştırmalara kulak verelim: Son sürat uçuruma gidiyoruz ve tam uçurumun kenarında frene basıp durmayı ümit ediyoruz. Bu tam bir felaket!</p>
<p><a title="View Kopenhag Uzlasisi Ne Getirecek on Scribd" href="http://www.scribd.com/doc/32829005/Kopenhag-Uzlasisi-Ne-Getirecek" style="margin: 12px auto 6px auto; font-family: Helvetica,Arial,Sans-serif; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 14px; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal; -x-system-font: none; display: block; text-decoration: underline;">Kopenhag Uzlasisi Ne Getirecek</a> <object id="doc_740755100691584" name="doc_740755100691584" height="500" width="100%" type="application/x-shockwave-flash" data="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf" style="outline:none;" rel="media:presentation" resource="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf?document_id=32829005&#038;access_key=key-cyxfi93y38dx9hkpd03&#038;page=1&#038;viewMode=slideshow" xmlns:media="http://search.yahoo.com/searchmonkey/media/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/terms/" ><param name="movie" value="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf"><param name="wmode" value="opaque"><param name="bgcolor" value="#ffffff"><param name="allowFullScreen" value="true"><param name="allowScriptAccess" value="always"><param name="FlashVars" value="document_id=32829005&#038;access_key=key-cyxfi93y38dx9hkpd03&#038;page=1&#038;viewMode=slideshow"><embed id="doc_740755100691584" name="doc_740755100691584" src="http://d1.scribdassets.com/ScribdViewer.swf?document_id=32829005&#038;access_key=key-cyxfi93y38dx9hkpd03&#038;page=1&#038;viewMode=slideshow" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" height="500" width="100%" wmode="opaque" bgcolor="#ffffff"></embed></object> </p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/kopenhag-uzlasisi-tam-bir-felaket/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz Sıcağı Geldi: Bonn&#8217;da İbre 4 Dereceyi Gösteriyor!</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/yaz-sicagi-geldi-bonnda-ibre-4-dereceyi-gosteriyor/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/yaz-sicagi-geldi-bonnda-ibre-4-dereceyi-gosteriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 17:59:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gündoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ceviri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=492</guid>
		<description><![CDATA[BASIN BÜLTENİ Müzakereler, Küresel Sıcaklıkta 4 Derece Artışı gösteriyor! Bonn, Almanya – Bugün, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sivil toplum örgütleri ortak bir bildiri yayınlayarak, Bonn’da 1 haftadır devam etmekte olan Birleşmiş Milletler iklim değişikliği müzakerelerinin geldiği son noktayı özetlediler. Buna göre müzakereler, 2100 yılında küresel sıcaklık ortalamalarında 4 derecelik bir artışını önümüze sunacak. Yapılan analizler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BASIN BÜLTENİ</p>
<p><strong>Müzakereler, Küresel Sıcaklıkta 4 Derece Artışı gösteriyor!</strong></p>
<p>Bonn, Almanya – Bugün, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen sivil toplum örgütleri ortak bir bildiri yayınlayarak, Bonn’da 1 haftadır devam etmekte olan Birleşmiş Milletler iklim değişikliği müzakerelerinin geldiği son noktayı özetlediler. Buna göre müzakereler, 2100 yılında küresel sıcaklık ortalamalarında 4 derecelik bir artışını önümüze sunacak.</p>
<p>Yapılan analizler, müzakerelerin dünyayı iklim değişikliğini kontrol almaya yetmeyecek ziyadesiyle içi boş ve anlamsız bir uluslar arası anlaşmaya sürüklediğini ortaya koyuyor. Dünyanın en prestijli bilimsel yayınlarından birisi olan Nature’daki bir makaleye göre böylesine bir anlayış dünyanın 4 dereceden fazla ısınmasına ve iklim değişikliğinin ürkütücü sonuçları ile karşı karşıya kalmamıza yol açabilir.</p>
<p>Birçok zengin ülke, problemle mücadele etmek yerine, kalkınmış ülkelerin iklim değişikliği sorununa yol açtıklarını kabul ettikleri, bundan doğan sorumluluklarını yerine getirecekleri sözünü verdikleri ve hukuken bağlayıcı bir metin olan Kyoto Protokolü’nün yerine daha zayıf ve etkisiz olacak gönüllü teminat sistemini getirmek için çabalıyor.<br />
Bir basın konferansında Bonn’da geçen bir haftayı değerlendiren 3. Dünya Ağı Politika Analisti Meena Raman şöyle konuştu:</p>
<blockquote><p>“Gelişmekte olan ülkeler tarafından dayatılan bu sistem tahmin edebileceklerimizden de daha kötü: gelişmiş ülkeler için bilimsel olmayan, yetersiz ve keyfiyete dayalı gönüllü taahhütler, tüm karbon telafisini (ofset) gelişmemiş ülkelerin sırtına yüklemelerini sağlayan karbon pazarları…”</p></blockquote>
<p>Kaliforniya Üniversitesi Yönetişim ve Sürüdülebilir Kalkınma Enstitüsü Direktörü Matthew Stilwell:</p>
<blockquote><p>“Eğer Avrupa Birliği Kyoto Protokolü’ne sırtını dönerse, gelişmiş ülkeler için yekün bir hedef koyulmayacak, koyulacak cılız hedefler hukuken bağlayıcı olmayacak, bu hedeflerin ve elde edilecek sonuçların karşılaştırılmasına çaba bile harcanmayacak. Bu, uluslar arası hukuk ve gezegenimiz açısından tam bir felaket!” şeklinde konuştu.</p></blockquote>
<p>Pan Afrika İklim Adaleti İttifakı’ndan Mithika Mwenda ekliyor:</p>
<blockquote><p>“Müzakerelerin şeffaf ve katılıma açık olmasını sağlamamız gerekiyor – Bali Yol Haritası’nın önemsenmediğini ve iklim değişikliğinin etkilerine en savunmasız ülkelerin bir kenara itildiğini görmek bizi endişelendiriyor” diyerek çekincelerini dile getirdi.</p></blockquote>
<p><strong>Notlar:</strong><br />
1.	Çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından imzalanan bildiride şunların altı çiziliyor:</p>
<ul>
<li> Gelişmekte olan ülkelerin eylemlerinin de kapsandığı Kyoto Protokolü’nün devamlılığının sağlanmasını öngören Bali Yol Haritası, bilinçli bir şekilde görmezden geliniyor.</li>
<li>Gelişmiş ülkelerin çoğu hukuken bağlayıcı, bilimsel temelli azatlım hedefleri yerine gönüllü azatlım hedefleri koyulması yönünde çalışıyor.</li>
<li> Gönüllü hedeflerin toplamı ve bilimsel temellere dayanan (bir anlamda olması gereken) hedefler arasında uçurumlar var. Bunun sonucu dünyamızda en azından 4 derecelik bir sıcaklık artışı demek.</li>
<li> Zengin ülkeler zayıf salım azatlım hedefleri hakkında şeffaf değiller, hedeflerinin ne kadarını gelişmekte olan ülkelerde telafi (ofset) edeceklerini belirtmekten kaçınıyorlar veya ne kadarını arazi kullanımından doğan salımlar içerisine gizleyecekleri bilinmiyor.</li>
<li> Zengin ülkeler, müzakereleri Birleşmiş Milletler himayesi altından çıkarıp daha küçük elit gruplar içerisine taşımak istiyorlar. Bunun sebebi ise, gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerin ellerinden kendi çıkarlarını savunabilecekleri araçları almak ve yok etmek.</li>
</ul>
<p>2.	Ayrıntılı analiz, istek üzerine paylaşılacaktır.</p>
<p>Alex Rafalowicz, Friends of Earth<br />
Phone: (Bonn) + 49 1525 9918 665<br />
Skype: alexrafalowicz</p>
<p><strong>Çeviren:</strong> <em>Arif Cem Gündoğan</em></p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/yaz-sicagi-geldi-bonnda-ibre-4-dereceyi-gosteriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yar Bize bir Çare Doktor Alcamo!</title>
		<link>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/yar-bize-bir-care-doktor-alcamo/</link>
		<comments>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/yar-bize-bir-care-doktor-alcamo/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2010 20:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cem Gündoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorisiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iklimicingenclik.com/?p=510</guid>
		<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Baş İklim Bilimcisi Dr. Joseph Alcamo, Hamburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesi&#8217;nin &#8220;İklim Değişikliği Uluslararası Bilgi Programı&#8221; (ICCIP) kapsamında hazırladığı &#8220;Dünya Bir Günde İklim Değişikliği Öğrenecek&#8221; adlı internet sitesinde kendisine yöneltilen soruları çevirimiçi yanıtladı. Alcamo&#8217;nun yanıtsız bıraktığı sorulardan bazıları şunlardı: İklim için Gençlik: Dünya Bankası&#8217;nın İklim Değişikliği finansmanı konusunda kendisini adeta iklim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Baş İklim Bilimcisi Dr. Joseph Alcamo, Hamburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesi&#8217;nin &#8220;İklim Değişikliği Uluslararası Bilgi Programı&#8221; (ICCIP) kapsamında hazırladığı &#8220;Dünya Bir Günde İklim Değişikliği Öğrenecek&#8221; adlı internet sitesinde kendisine yöneltilen soruları çevirimiçi yanıtladı. Alcamo&#8217;nun yanıtsız bıraktığı sorulardan bazıları şunlardı:</p>
<blockquote><p><strong>İklim için Gençlik:</strong> Dünya Bankası&#8217;nın İklim Değişikliği finansmanı konusunda kendisini adeta iklim bankeri ilan etmesi konusundaki düşünceleriniz nelerdir? İklim finansmanının Dünya Bankası üzerinden yürümesini sağlıklı bulur musunuz?</p></blockquote>
<blockquote><p><strong>İklim için Gençlik:</strong> Temiz Kömür teknolojisi hakkında neler düşünüyorusuz? Türkiye 15. Taraflar Konferansı&#8217;nda (COP15) sunduğu İklim Değişikliği Strateji Belgesi&#8217;nde Temiz Kömür ve Yerli Kömür kullanımını bir strateji olarak önümüze sunmuştu. İklim Değişikliği ile savaşta &#8220;karbon karbonu söker&#8221; yaklaşımı sizce de akılcı bir yöntem mi?</p></blockquote>
<p>Dr. Alcamo, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) için 14 yılı aşkın bir süredir hizmet veriyor, birçok raporun baş editörllüğünü yaptı ve iklim modellemeleri ve bunlara bağlı politikalar oluşturulması konularında yaptığı çalışmalar nedeni ile 1998 yılında Max Planck Araştırma Ödülüne layık görülen ilk çevre bilimci oldu.</p>
<p>Alcamo tarafından yanıt verilen sorulara ulaşmak için: <a href="http://world.climateday.net/en/discussion/3/0/10" target="_blank">http://world.climateday.net/en/discussion/3/0/10</a></p>
<p><em>Arif Cem Gündoğan</em></p>
<i>Scridb filter</i><!-- Scridb filter-->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iklimicingenclik.com/2010/06/yar-bize-bir-care-doktor-alcamo/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
